Doğu Anadolu’nun kadim şehri Erzurum, tarih boyunca stratejik konumuyla pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, ancak 20. yüzyılın başlarında derin acılara tanık olmuştur. 16 Şubat 1916’da başlayan Rus işgali ve akabinde Ermeni çetelerinin gerçekleştirdiği katliamlar, şehri karanlık günlere sürüklemiştir. Erzurum’un Kurtuluşu, bu zulüm dönemine 12 Mart 1918 tarihinde, Kahraman Ordumuzun muzaffer girişiyle son veren kutlu bir dönüm noktasıdır. Bu zafer, sadece bir şehrin değil, Milli Mücadele’nin fitilini ateşleyen, Erzurum Kongresi’ne zemin hazırlayan ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı sürecin başlangıcıdır. Bu kapsamlı yazıda, işgal öncesinden Kurtuluş gününe, ardından yaşanan toparlanma sürecinden günümüzdeki anmalara kadar Erzurum’un Kurtuluşunun tüm yönlerini ele alacağız.
1. Erzurum’un Tarihsel Önemi ve İşgal Öncesi Durumu
Erzurum, bin yılı aşkın süredir Anadolu’nun doğu kapısı olarak stratejik bir kale şehir konumundadır. Bu özelliği, onu sadece askeri açıdan değil, aynı zamanda kültür ve medeniyetlerin buluşma noktası haline getirmiştir.
1.1. Anadolu’nun Kültür ve Medeniyet Merkezi Olarak Erzurum
Tarih boyunca pek çok medeniyete beşiklik eden Erzurum, özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir ilim, kültür ve ticaret merkezi olmuştur. Çifte Minareli Medrese, Üç Kümbetler ve tarihi hanlarıyla şehir, adeta canlı bir açık hava müzesi niteliğindedir. Bu derin tarihi ve kültürel birikim, şehrin kimliğine silinmez bir damga vurmuş ve halkını güçlü bir milli şuurla donatmıştır.
1.2. Stratejik Konumu ve “Doğu’nun Kapısı” Olma Vasfı
Coğrafi konumu itibarıyla Erzurum, Anadolu’yu Kafkaslara ve İran’a bağlayan ana yolların kesişim noktasında yer alır. Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunması, onu ekonomik ve askeri açıdan her daim kritik kılmıştır. “Doğu’nun Kapısı” olarak anılması da bu stratejik öneminden kaynaklanır. Bu konum, şehri aynı zamanda istilalara karşı ilk savunma hattı haline getirmiş, dolayısıyla tarihinde pek çok kuşatma ve mücadeleye sahne olmuştur.
1.3. 19. Yüzyıldan İtibaren Yaşanan Sıkıntılar ve İşgaller
- yüzyıl, Erzurum için sıkıntıların arttığı bir dönem olmuştur. 1829, 1878 (93 Harbi) ve nihayet 1916 yıllarında Rus işgallerine maruz kalmıştır. Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları, şehir ve çevresindeki vilayetler için “Ermeni Reformları” planını gündeme getirmiş, bu durum bölgedeki gerilimi artırmıştır. Yüzyılın sonlarına doğru yaşanan 1895 olayları da şehirde derin yaralar açmıştır.
2. Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum’un İşgali
Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti için olduğu gibi Erzurum için de büyük bir trajedinin başlangıcı olmuştur.
2.1. Sarıkamış Harekatı Sonrası Süreç
Osmanlı’nın savaşa girmesinin ardından başlatılan Sarıkamış Harekatı (Aralık 1914-Ocak 1915), ağır iklim koşulları ve taktik hatalar nedeniyle büyük bir askeri felaketle sonuçlandı. Doğu Anadolu’yu savunmakla görevli 3. Ordu büyük kayıplar verdi. Bu yenilgi, Kafkas Cephesi’ndeki savunma hattını zayıflatarak Rus ordularının Anadolu içlerine doğru ilerlemesinin önünü açtı. Sarıkamış’ın yıkıcı etkisi, Erzurum’un savunmasız kalmasında en önemli faktörlerden biriydi.
2.2. 16 Şubat 1916 Tarihinde Rus İşgalinin Başlaması
Sarıkamış Harekatı’nın ardından toparlanan Rus Kafkas Ordusu, 1916 yılı başlarında hızla ilerlemeye başladı. Yoğun topçu ateşi ve kuşatma altında kalan şehir, uzun süre direnmesine rağmen, 16 Şubat 1916 tarihinde Rus birliklerinin kontrolüne geçti. Bu tarih, Erzurum için iki yıl sürecek karanlık bir esaret döneminin başlangıcı oldu.
2.3. İki Yıllık Esaret Dönemi ve Yaşanan Zorluklar
İşgal altındaki iki yıl boyunca Erzurum halkı büyük zorluklar yaşadı. Askeri yönetim altında şehirde sıkı bir kontrol rejimi uygulandı. Temel gıda maddelerine ulaşım zorlaştı, kıtlık ve yokluk baş gösterdi. Halk, hem işgal güçlerinin baskısı altında hem de gelecek endişesiyle yaşam mücadelesi verdi. Bu dönem, “Erzurum’un kara günleri” olarak hafızalara kazındı.
3. Ermeni Çetelerinin Faaliyetleri ve Yaşanan Acılar
Rus işgaliyle birlikte bölgede faaliyet gösteren Ermeni çetelerinin eylemleri, şehrin çektiği acıları katbekat artırdı.
3.1. Ermeni Taşnak ve Hınçak Çetelerinin Bölgedeki Hedefleri
Rus ordusuyla ittifak halinde hareket eden Taşnak ve Hınçak gibi Ermeni silahlı örgütleri, “Büyük Ermenistan” hayaliyle Doğu Anadolu’yu hedef alıyordu. Planlarına göre kurulacak devletin başkenti olarak Erzurum’u görüyorlardı. Bu hedefe ulaşmak için bölgedeki Müslüman nüfusu sindirmek, göçe zorlamak veya yok etmek en temel stratejileriydi.
3.2. Rusların Çekilmesiyle Artan Katliamlar (1917 Sonları – 1918)
1917’de Rusya’da gerçekleşen Bolşevik İhtilali, savaşın seyrini değiştirdi. Rus orduları doğudan çekilmeye başladı. Ancak geri çekilirken, silah ve cephanelerini Ermeni çetelerine bıraktılar. Bu durum, çetelerin gücünü ve saldırganlığını büyük ölçüde artırdı. Rus kontrolünün kalkmasıyla birlikte, önceden münferit olarak gerçekleşen şiddet eylemleri, kitlesel ve organize bir katliama dönüştü.
3.3. Toplu Katliamların Yapıldığı Yerler
Ermeni çeteleri, Erzurum merkez ve civar köylerde sistematik katliamlar gerçekleştirdi. Tarihi kaynaklar ve tanıklıklar, Aşkale, Alaca, Cinis, Ilıca, Tepeköy, Yanıkdere, Tımar (Demir Döven) gibi yerleşimlerde toplu ölümlerin yaşandığını belgeliyor. Şehir merkezinde ise Ezirmikli Osman Ağa Konağı, Mürsel Paşa Konağı, Karskapı ve Hacı Ahmet Hanı gibi mekanlar, savunmasız sivil halkın toplanıp katledildiği yerler olarak tarihe geçti. Özellikle 11 Mart’ı 12 Mart’a bağlayan gece, şehir merkezinde büyük bir katliam yaşanmıştır.
3.4. Şehit Edilen Müslüman Türklerin Sayısı ve Yaşanan Vahşet
Yaşanan vahşetin boyutunu rakamlarla ifade etmek zor olsa da, resmi belgeler ve dönemin tanıklıkları, 1915-1918 yılları arasında Erzurum ve çevresinde 50 bine yakın Müslüman Türk’ün katledildiğini ortaya koymaktadır. Öldürme yöntemleri son derece vahşiceydi; kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan gerçekleştirilen bu eylemler, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti. Sadece 26-27 Şubat 1918 gecesi Erzurum’da 3000 ila 8000 Müslüman’ın öldürüldüğü aktarılmaktadır.
3.5. Demografik Yapıyı Değiştirme Girişimleri
Çetelerin nihai amacı, bölgenin demografik yapısını kalıcı olarak değiştirerek iddia ettikleri topraklarda hakimiyet kurmaktı. Müslüman nüfusu yok ederek veya göçe zorlayarak, bölgeyi Ermeni nüfus için “hazır” hale getirmeye çalıştılar. Bu politika, sadece öldürmeyi değil, köyleri yakmayı, tarım arazilerini ve geçim kaynaklarını yok etmeyi de içeriyordu.
Şehir merkezinde ve köylerde, kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere, binlerce insan acımasızca katledildi.
4. Kurtuluş Süreci ve Askeri Harekât
Yaşanan zulme son vermek için Türk Ordusu harekete geçti.
4.1. Kazım Karabekir Paşa Komutasındaki 9. Kafkas Kolordusu’nun Hareketi
Rusların çekilmesi ve Ermeni çetelerinin zulmünün haberleri üzerine, Doğu Cephesi Komutanı Mirliva (Tuğgeneral) Kâzım Karabekir Paşa emrindeki birliklere hareket emri verdi. Askerlerimiz, zorlu kış şartlarına ve yorgunluğa rağmen, Erzincan-Erzurum-Sarıkamış hattına doğru ilerlemeye başladı. Ordunun büyük bir bölümü, bu acıları yaşayan bölge insanından oluşuyordu, bu da mücadelenin hızını ve azmini artırıyordu.
4.2. Erzincan ve Aşkale’nin Kurtarılması
Türk Ordusu’nun ilerleyişi hızlı oldu. 13 Şubat 1918‘de alevler içindeki Erzincan kurtarıldı. Ardından 25 Şubat 1918‘de Aşkale, 11 Mart‘ta ise Ilıca düşman işgalinden temizlendi. Her kurtarılan yerleşimde, Ermeni çetelerinin geride bıraktığı tahribat ve katliam izleriyle karşılaşıldı. Bu ilerleyiş, Erzurum’daki son düşman direniş noktalarına yönelik nihai harekatın da habercisiydi.
4.3. 12 Mart 1918 Sabahı Erzurum’un Düşman İşgalinden Kurtarılması
Kazım Karabekir Paşa komutasındaki 9. Kafkas Kolordusu, son darbeyi vurmak üzere Erzurum’a yöneldi. Şehrin girişinde Ermeni çeteleriyle son muharebeler gerçekleşti ve Türk ordusu galip geldi. 12 Mart 1918 sabahı, şanlı Türk bayrağı yeniden Erzurum Kalesi’nde dalgalanmaya başladı. Şehrin iki yılı aşkın süren esareti resmen sona erdi.
4.4. Türk Ordusu’nun Şehre Girişinde Gözlemlenen Manzara
Ordu şehre girdiğinde karşılaştığı manzara yürek burkucuydu. Şehir büyük oranda yakılmış ve yıkılmıştı. Sokaklar cesetlerle doluydu. Hayatta kalan sivil halkın sayısı oldukça azdı. 80 bin nüfuslu şehirde sadece 8 bin civarında insan kalmıştı. Yiyecek, yakacak gibi en temel ihtiyaçlar dahi karşılanamaz haldeydi. Bu vahim tablo, düşmanın gerçekleştirdiği tahribatın ve vahşetin boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu.
5. Kurtuluşun Ardından Yaşananlar ve Toparlanma
Kurtuluş, yeni bir mücadelenin başlangıcıydı: Hayatı yeniden inşa etmek.
5.1. Kurtuluş Sonrası Şehrin Fiziki ve Sosyal Durumu
Şehir adeta bir enkaz yığınıydı. Konutlar, çarşılar, kamu binaları tahrip edilmişti. Sosyal dokuda ise derin yaralar vardı; pek çok aile fertlerini kaybetmiş, çocuklar yetim kalmıştı. Ova köylerinde erkek nüfusunun büyük kısmı katledildiği için yıllarca muhtarlık görevlerini kadınlar yürütmek zorunda kaldı. Toparlanma, inanılmaz bir azim ve dayanışma gerektiriyordu.
5.2. Göç Eden Halkın Yavaş Yavaş Geri Dönüşü
İşgal ve katliamlar sırasında canını kurtarmak için civar illere veya daha batıya göç etmek zorunda kalan Erzurumlular, kurtuluş haberini alınca yavaş yavaş evlerine dönmeye başladılar. Ancak döndüklerinde çoğu zaman evlerinin ya yıkılmış ya da başkaları tarafından işgal edilmiş olduğunu gördüler. Yine de, topraklarına olan bağlılık, bu zorlu geri dönüş sürecinin itici gücü oldu.
5.3. Okulların Açılması ve Normal Hayata Geçiş Çabaları
Hayatı normale döndürme çabalarının en önemli adımlarından biri, eğitimin yeniden başlatılması oldu. Okullar açıldı, çocuklar yeniden eğitim hayatına döndü. Bu dönemde, henüz İstiklal Marşı kabul edilmediği için, Erzurum mekteplerinde şu dizelerle açılıp kapanırdı: “Tarihler ağlar vatan yanarken, / Eller öz vatanda na’ra atarken, / Ufukta ümidin nuru batarken, / İlk sesi haykıran yüce Erzurum! / Vatanı kurtaran yüce Erzurum!”
6. Erzurum Kongresi’ne Giden Yol
Kurtuluş, Erzurum’u sadece fiziken özgürleştirmedi, aynı zamanda Milli Mücadele’nin siyasi karargahı haline getirdi.
6.1. Kurtuluşun Milli Mücadele’ye Etkisi ve Moral Gücü
Doğu’da kazanılan bu zafer, tüm yurdu işgal altında inleyen Anadolu için büyük bir moral ve umut kaynağı oldu. Erzurum’un kurtuluşu, düşmana karşı direnilebileceğini, zafer kazanılabileceğini somut bir şekilde gösterdi. Bu başarı, Milli Mücadele ruhunun yeşermesine ve güçlenmesine önemli bir katkı sağladı.
6.2. Mustafa Kemal Paşa’nın Özgür Erzurum’a Gelişi
Samsun’a çıktıktan sonra Anadolu’da örgütlenme çalışmaları yürüten Mustafa Kemal Paşa, güvenli bir kongre yeri arayışındaydı. Doğu’da düşman tehlikesinin ortadan kalktığı, halkın milli mücadeleye büyük destek verdiği Erzurum, bu kongre için en uygun şehir olarak belirlendi. Mustafa Kemal Paşa, 3 Temmuz 1919’da coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandığı Erzurum’a geldi.
6.3. 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi’nin Toplanması ve Alınan Kararlar
23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında, bugün Atatürk Evi Müzesi olan binada toplanan Erzurum Kongresi, Milli Mücadele’nin dönüm noktalarından biridir. Kongrede, “Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz” ilkesi benimsendi. Manda ve himaye reddedildi, geçici bir hükümet kurulması kararı alındı. Bu kararlar, Sivas Kongresi’ni ve sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını hazırlayan temel metinleri oluşturdu.
6.4. Türkiye Cumhuriyeti’nin Temellerinin Atılmasındaki Rolü
Erzurum Kongresi, ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık fikrinin tüm yurda ilan edildiği ilk milli platformdur. Mustafa Kemal Paşa’nın kongre başkanı seçilmesi, onun Milli Mücadele’nin tartışmasız lideri olarak öne çıkmasında kritik bir adımdı. Dolayısıyla, Erzurum’un Kurtuluşu olmasaydı, Kongre burada toplanamaz, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri burada atılamazdı. Erzurum, bu anlamda cumhuriyetin beşiği olma şerefine nail olmuştur.
7. 12 Mart’ın Diğer Tarihi Önemi: İstiklal Marşı’nın Kabulü
12 Mart tarihi, Türk milleti için çifte bir kutlamayı ifade eder. Erzurum’un kurtuluşundan tam üç yıl sonra, aynı gün milli marşımız kabul edilmiştir.
7.1. 12 Mart 1921 Tarihinde İstiklal Marşı’nın TBMM’de Kabul Edilmesi
Milli Mücadele devam ederken, ordu ve milleti bir arada tutacak, bağımsızlık ruhunu terennüm edecek bir milli marş ihtiyacı doğdu. Dönemin Maarif Vekaleti bir yarışma açtı. Yarışmaya katılan 724 şiir arasından, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiir, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde coşkulu alkışlarla ve oybirliğiyle İstiklal Marşı olarak kabul edildi.
7.2. Mehmet Akif Ersoy’un Marşı Yazma Süreci ve Duyguları
Mehmet Akif, ödüllü yarışmaya başta “Marş para ile yazılmaz” diyerek katılmak istemedi. Ancak dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ısrarı üzerine, ödülü bir hayır kurumuna bağışlamak şartıyla yazmayı kabul etti. Ankara’daki Tacettin Dergahı’nda, Kurtuluş Savaşı’nın heyecanı ve milletin çektiği acıları içinde hissederek, “Korkma!” diye başlayan ölümsüz şiirini iki günde kaleme aldı. Bu marş, onun millete en büyük armağanı oldu.
7.3. İstiklal Marşı’nın Erzurum’da ve Ülkede Okunmaya Başlaması
Kabulünün ardından, İstiklal Marşı hızla tüm yurtta, cephelerde, okullarda okunmaya başlandı. Erzurum’da da, henüz yaraları sarılmaya çalışılan şehirde, bu anlamlı marş büyük bir coşku ve gururla benimsendi. 12 Mart, artık Erzurum için hem kurtuluşun hem de millet olma bilincinin en yüksek ifadesi olan marşımızın doğum günü olarak çifte bir anlam kazandı.
8. Günümüzde 12 Mart’ın Anlam ve Önemi
Her yıl 12 Mart, Erzurum’da ve tüm Türkiye’de büyük bir coşku ve anlamla kutlanır.
8.1. Yıldönümü Törenleri ve Kutlamalar
Kutlamalar, genellikle sabah erken saatlerde Havuzbaşı’ndaki Atatürk Anıtı‘na çelenk sunulmasıyla başlar. Valilik, Garnizon Komutanlığı ve Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği bu merkezi törene devlet erkanı, askeri yetkililer, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar katılır. Okullarda ve kültür merkezlerinde konserler, şiir dinletileri, konferanslar ve sergiler düzenlenir.
8.2. Şehitlerin Anılması ve Geçmişin Hatırlanması
12 Mart’ın en önemli ruhu, şehitleri anmaktır. Törenlerin ardından protokol ve vatandaşlar, Karskapı Şehitliği, Polis Şehitliği ve Aziziye Tabyaları gibi şehrin kahramanlığını simgeleyen yerlere giderek şehitlerin kabirlerini ziyaret eder, dualar okur ve karanfil bırakır. Genç nesillere, bu toprakların hangi bedellerle vatan yapıldığı anlatılır.
8.3. Milli Birlik ve Beraberlik Mesajlarının Vurgulanması
Bu günde yapılan konuşmaların odağında her zaman milli birlik, beraberlik ve vatan sevgisi olur. Erzurum’un tarih boyunca iç ve dış tehditlere karşı nasıl dimdik durduğu, ordusuyla-milletiyle nasıl kenetlendiği vurgulanır. Geçmişte olduğu gibi bugün de ülkemizin bekası için aynı dayanışmanın şart olduğunun altı çizilir.
8.4. Tarihten Alınan Dersler ve Geleceğe Bakış
12 Mart kutlamaları sadece geçmişi yad etmek değil, aynı zamanda geleceğe derslerle bakmaktır. İşgalin ve bölücü emellerin acı sonuçları hatırlatılarak, vatan topraklarının bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmanın önemi vurgulanır. Genç kuşaklara, bu bilinçle, ülkeyi daha ileriye taşıma sorumluluğu aktarılır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Erzurum tam olarak ne zaman ve kim tarafından kurtarıldı?
Erzurum, 12 Mart 1918 sabahı, Doğu Cephesi Komutanı Mirliva Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki 9. Kafkas Kolordusu’na bağlı Türk birlikleri tarafından düşman işgalinden kurtarılmıştır.
2. 12 Mart’ın İstiklal Marşı’nın kabulüyle bir ilişkisi var mı?
Evet, çok özel bir ilişkisi vardır. Erzurum’un kurtuluşundan tam üç yıl sonra, 12 Mart 1921 tarihinde, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiir Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle 12 Mart, çifte bir milli bayram niteliği taşır.
3. Erzurum Kongresi neden Erzurum’da toplandı?
Erzurum, 12 Mart 1918’de kurtarıldığı için Doğu Anadolu’da düşman tehdidi kalmamış, güvenli bir bölge haline gelmişti. Ayrıca, şehir halkının yaşadığı acılar ve gösterdiği direniş, milli mücadele ruhunun en güçlü olduğu yerlerden biri yapmıştı. Mustafa Kemal Paşa da bu güvenli ve kararlı atmosferi kongre için uygun buldu.
4. Ermeni çeteleri tarafından kaç kişi şehit edildi?
Tarihi belgelere ve resmi kayıtlara göre, 1915-1918 yılları arasında Erzurum ve çevresindeki vilayetlerde Ermeni çeteleri tarafından katledilen masum Müslüman Türk sivil sayısı yaklaşık 50 bin olarak belirtilmektedir. Bu, bölgenin o dönemki nüfusuna oranla çok yüksek bir rakamdır.
5. Günümüzde 12 Mart nasıl kutlanıyor?
12 Mart, Erzurum’da resmi törenlerle (çelenk sunma, şehitlik ziyaretleri), okullarda ve kamu kurumlarında etkinliklerle (konser, şiir, konferans) ve tüm şehirde bayraklarla donatılarak coşkuyla kutlanır. Aynı zamanda Türkiye’nin birçok şehrinde de Erzurum’un kurtuluşu anılır ve İstiklal Marşı’nın kabulü kutlanır.
